Make your own free website on Tripod.com

Öğrenmek Yaşam İçinde Tükenmeyen Bir Yolculuktur

Lao Tzu “Binlerce kilometrelik bir yolculuk tek bir adımla başlar.”

Yaşamın ilk pırıltısını aldığımızda işte bu adımı atmış oluyoruz. Öyleyse, önce kendimize soru sorarak başlayalım. “Neden öğreniyoruz?” , “Nasıl öğreniriz?, “Öğrenmek için ne yapmalıyız?”, “Öğrendiklerimiz nerede kullanacağız?” bu soruların sanırım sonu gelmeyecek. Ama her sorunun yanıtı da yeni bir soru getirecek.
“Neden öğreniyoruz?” la başlayalım. Bu sorunun yanıtı çok değişiktir. Ben 6.sınıftan 11.sınıfa dek öğrencilerime “Neden matematik öğreniyoruz?” diye sordum. Aldığım yanıtlar hiç de iç açıcı değildi. “Zorunlu oldukları için matematik öğrendiklerini” söylediler. 4 yıl sonra bu öğrencilerimden birine çalıştığı iş yerinde rastladım Bana “Biliyor musunuz, bize “Neden matematik öğreniyorsunuz?” diye sormuştunuz biz “Zorunluluktan” demiştik. Siz de “Olur mu öyle şey matematik bir yaşam biçimidir.” demiştiniz ve biz sizi hiç anlayamamıştık. Şimdi matematiğin yaşamın bir parçası hatta yönlendirici bir parçası olduğunu anladım. Onun için siz ben de iz bırakan öğretmenlerden birisiniz.” Bu öğrencim kuyumculuk yapıyor. İşinin matematikle ilgisi olduğunu artık biliyor. Hatta ben ona sınıfta takılırdım “Baban sana iş yerini teslim etse sen matematik öğrenemediğin için, o iş yerini baban gibi devam ettiremezsin” diye, gülerdi. Belki ben ona yeterince limit, türev, integral öğretememiştim ama matematiğin neden öğrenilmesi gerektiğini öğretmiştim.
“Neden öğreniyoruz?” un yanıtını bulabilirsek bu kez “Nasıl öğreniyoruz?” a yanıt aramalıyız. Yine öğrencilerime “Matematiği Nasıl Öğrenmek İstersiniz?” diye sordum. Aslında öğrencilerimin bir çoğu böyle bir soruya hazırlıklı değildi ama yanıtları çok içtendi. Çoğu “Eğlenceli olarak öğrenmek isterim” diye yanıt verdi. Mesaj açık ve doğaldı. Biz öğrencilerimizi sıkıyorduk. Öğrenmeyi iç karartıcı buluyorlardı. Aslında ben de onlara hak vermiyor değilim 40 dakikada bir sırada çoğu kez havasız bir ortamda hareket etmeden oturmak insanı ne denli yorar kim bilir? Çalıştığım okullardan birinde sınıfların kapılarında küçük cam pencereler vardı. Bir gün okul müdürü beni odamdan aldı ve 5. Sınıflardan birisinin kapısına götürdü. İçerde öğretmen matematik dersi yapıyor ve öğrenciler belli ki sıkılmış dikkatlerini toplayamıyorlar öğretmen de hareketli davranmalarına olanak tanımış. O sınıfın önünden başka bir sınıfın önüne getirdi beni okul müdürü, içeride başka bir ders yapılıyor öğretmen otoriter bir tavırla tahtanın başında elinde bir sopa çocuklar put gibi sıralarda oturuyorlar. Bana döndü “İşte ben sınıfları böyle isterim söyleyin bu öğretmeninize sınıfta otorite kursun” Çok şaşırdım. O okulda yeni çalışmaya başlamıştım okul müdürünün davranışını anlamakta güçlük çektim. Daha sonra sınıfında kargaşa olan öğretmen arkadaşa sordum: “Niçin sınıfınızda kargaşa vardı?” Öğretmen arkadaşım “Bana göre doğal bir davranış. Çünkü, bu öğrenciler henüz 5. sınıf öğrencisi ve biz matematiğe branş öğretmeni girsin istiyoruz. Sınıf öğretmeninin sıcaklığını tüm branş öğretmenlerinde bulamadıkları için bazen hırçınlaşıyorlar. Onun için bazı davranışlarını o an görmezden geliyorum. Siz de öyle bir anda pencereden bakmış olabilirsiniz.”
“Öğrenmek için ne yapmalıyız?” İş gittikçe zorlaşıyor. Bunu engellemek için elimizden geleni her şeyi yaparız da öğrenmek için hiçbir şey yapmayız.
İşte bu sorulara yanıt arayarak öğrenmeye başlayabiliriz. Çünkü, binlerce kilometrelik yol bir tek adımla başlar. Öğrenmek için adımımızı atalım.

 Müyesser SAKA